reel faiz nedir
Reel Faiz Nedir? Nominal Faizden Farkı Nedir?

Birikimlerini değerlendirmek isteyen tasarruf sahiplerinin en sık karşılaştığı kavramların başında faiz gelir.

Banka şubelerinde veya mobil uygulamalarda vadeli mevduat hesapları için çeşitli oranlar ilan edilir.

Parasından belirli bir faiz kazanan bir kişi, hesabındaki paranın miktarının arttığını gördüğünde birikiminin değerlendiğini düşünebilir.

Ancak finans dünyasında paranın miktar olarak artması her zaman gerçek bir zenginleşme anlamına gelmeyebilir.

Finansal bilincin en temel adımı, ekranda görünen çıplak rakamların ötesine bakabilmektir.

Çünkü paranız bankada beklerken piyasadaki mal ve hizmet fiyatları da yerinde durmaz.

Paranın miktarındaki sayısal artış ile o paranın satın alabildiği gerçek mal miktarı arasındaki denge, nominal faiz ve reel faiz farkı ile açıklanır.

Peki nominal faiz nedir, reel faiz alım gücünü nasıl ölçer ve tasarruf sahipleri bu iki kavrama nasıl bakmalıdır?

Nominal Faiz Nedir?

Nominal faiz, bir banka sözleşmesinde veya finansal üründe açıkça ilan edilen resmi faiz oranıdır.

Bankaya gittiğinizde mevduat hesabınız için teklif edilen oran ya da bir tahvilin üzerinde yazan kupon oranı doğrudan nominal faizdir.

Bu oran hesaplanırken piyasadaki fiyat artışları yani enflasyon hesaba katılmamıştır.

Nominal faiz yalnızca paranın miktarındaki dönemsel değişimi gösterir.

Başka bir deyişle cebinizdeki 100 TL tutarının 1 yıl sonra kaç liraya ulaşacağını gösteren oran nominal orandır.

Nominal faiz muhasebe kayıtları ve sözleşmeler için temel bir referanstır.

Ancak paranın zaman içindeki satın alma gücünü göstermediği için tek başına değerlendirildiğinde eksik bir tablo sunabilir.

Reel Faiz Nedir?

Reel faiz, nominal faiz oranının enflasyon etkisinden arındırılmasıyla bulunan gerçek getiri oranıdır.

İktisat alanında reel kelimesi daima fiziksel ve gerçek dünyadaki durumu ifade etmek için kullanılır.

Dolayısıyla reel faiz, birikiminizin size sağladığı gerçek satın alma gücü değişimini ölçer.

Paranın temel amacı kağıt üzerinde beklemek değil, ihtiyaç duyulan ürünleri satın alabilmektir.

Reel faiz tam olarak bu noktayı gösterir.

Elde ettiğiniz faiz getirisi piyasadaki genel fiyat artışlarının yani enflasyonun üzerinde kalmayı başarmışsa pozitif reel faiz oluşur.

Ancak faiz getirisi enflasyonun gerisinde kalmışsa, para miktarınız sayısal olarak artsa bile alım gücünüz erir.

Bu duruma finans dünyasında negatif reel faiz adı verilir.

Sade Bir Alışveriş Sepeti Örneği ile Reel Getiri Hesabı

Konuyu netleştirmek için basit bir alışveriş sepeti örneği üzerinden ilerleyebiliriz.

Cebinizde tam 100 TL nakit olduğunu ve temel tüketim maddelerinden oluşan bir sepetin fiyatının da 100 TL olduğunu varsayalım.

Bu durumda mevcut paranızla tam 1 adet sepet satın alabilirsiniz.

Paranızı harcamayıp yıllık %50 nominal faiz veren bir mevduat hesabına yatırdığınızı düşünelim.

1 yılın sonunda paranız 50 TL faiz getirisiyle birlikte toplam 150 TL tutarına ulaşır.

Kağıt üzerinde paranız %50 büyümüştür.

Şimdi aynı 1 yıllık dönemde ülkedeki enflasyon oranının %40 olarak gerçekleştiğini kabul edelim.

Başlangıçta 100 TL olan sepetin fiyatı enflasyon nedeniyle 1 yıl sonra 140 TL olur.

Vade sonunda bankadan 150 TL tutarınızı alıp markete gittiğinizde 1 sepeti 140 TL ödeyerek alırsınız ve cebinizde 10 TL kalır.

Bu kalan 10 TL sizin reel getirinizi temsil eder.

Paranız hem sayısal olarak büyümüş hem de alım gücünü koruyarak reel bir kazanç sağlamıştır.

Şimdi enflasyonun %70 olduğu tersi bir senaryoyu ele alalım.

Bankadaki paranız yine 150 TL olur ancak 100 TL tutarındaki sepetin fiyatı 170 TL seviyesine çıkar.

Bankadaki paranızla markete gittiğinizde yılın başında alabildiğiniz aynı sepeti artık satın alamazsınız.

İşte bu durum negatif reel faizdir.

Bankadaki rakam büyümüş görünse de gerçek satın alma gücünüz gerilemiştir.

Negatif Reel Faiz Ortamında Yaşanan Değişimler

Piyasa faizlerinin enflasyonun altında kaldığı yani negatif reel faizin sürdüğü ortamlar ekonomik alışkanlıkları değiştirebilir.

Negatif reel faiz ortamında parasını geleneksel mevduatta tutan tasarruf sahipleri birikimlerinin alım gücünün eridiğini hisseder.

Bu durum toplumu tasarruf yapmaktan uzaklaştırabilir.

İnsanlar paralarının değerini korumak için birikimlerini finansal sistemde tutmak yerine doğrudan tüketime aktarmayı seçebilir.

Gelecekte fiyatların daha da artacağı beklentisi ihtiyaçların erkenden satın alınmasına yol açabilir.

Otomobil, dayanıklı tüketim malları veya gayrimenkul gibi alanlara olan talep hızlanabilir.

Tüketim talebinin hızlanması ise fiyatların daha da artmasına zemin hazırlayabilir.

Aynı zamanda borçlanma maliyeti enflasyonun altında kaldığı için bireyler ve işletmeler daha fazla kredi kullanma eğilimine girebilir.

Pozitif Reel Faiz ve Tasarrufların Korunması

Pozitif reel faiz ortamı ise tasarruf yapmayı destekleyen bir ekonomik zemin oluşturur.

Bankaların sunduğu faizler enflasyon beklentilerinin üzerine çıktığında, bireyler paralarını harcamak yerine vadeli hesaplarda değerlendirmeyi seçebilir.

Birikim sahibi vade sonunda daha yüksek bir satın alma gücüne ulaşacağını bildiği için acil olmayan tüketimini erteleyebilir.

Tüketim talebinin dengelenmesi ve piyasadaki tasarruf havuzunun genişlemesi mal ve hizmet fiyatlarındaki artış hızının yavaşlamasına katkı sunabilir.

Ancak pozitif reel faizin çok aşırı seviyelere çıkması durumunda borçlanma maliyetleri pahalı hale geleceği için şirketlerin yatırım iştahı yavaşlayabilir.

Bu nedenle para politikası yapıcıları reel faizi ekonomik dengeyi gözetecek seviyelerde tutmayı hedefler.

Para İllüzyonu ve Yüksek Faiz Yanılgısı

Ekonomi literatüründe paranın nominal değeri ile reel değeri arasındaki farkın karıştırılması durumuna para illüzyonu denir.

İnsanlar genellikle paranın miktarındaki artışa veya faizin yüzdesel büyüklüğüne odaklanma eğilimindedir.

Örneğin bir tasarruf sahibine %40 faiz teklif edildiğinde bu oran ilk bakışta çok yüksek bir getiri gibi algılanabilir.

Ancak o dönemdeki enflasyon %60 ise yatırımcı aslında her yıl satın alma gücünden kaybetmektedir.

Faizin %10 olduğu bir ortamda enflasyon %5 ise reel getiri %5 seviyesindedir.

Buna karşın faizin %40 olduğu bir ortamda enflasyon %60 ise yatırımcı fiilen reel kayıp yaşar.

Bu nedenle finansal kararlarda nominal faizin büyüklüğü tek başına bir anlam ifade etmez.

Önemli olan o oranın enflasyon karşısındaki reel konumudur.

Geleceğe Yönelik Beklenen Reel Faiz Nasıl Hesaplanır?

Faiz ve enflasyon ilişkisi kurulurken kullanılan resmi formül Fisher yaklaşımı olarak bilinir.

Bu yaklaşıma göre nominal faiz temelde iki parçadan oluşur.

İlk parça yatırımcının talep ettiği saf reel getiri, ikinci parça ise paranın vadesi boyunca uğrayacağı enflasyon kaybının telafisidir.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntı zaman faktörüdür.

Açıklanan enflasyon verileri her zaman geçmişe aittir.

Oysa bir yatırıma bağlanan vade geleceğe yöneliktir.

Bu nedenle bir yatırıma başlarken hesaplanan reel getiri, geçmişteki enflasyona göre değil gelecekte gerçekleşmesi beklenen enflasyona göre tahmin edilir.

Eğer piyasa önümüzdeki 1 yıl boyunca enflasyonun gerileyeceğini öngörüyorsa, bugünkü nominal oranlar geleceğe yönelik güçlü bir beklenen reel faiz sunuyor olabilir.

Tersi durumda enflasyonun hızlanacağı bekleniyorsa bugünkü nominal oran vade sonunda negatif bir getiriyle sonuçlanabilir.

Farklı Yatırım Araçlarında Enflasyon ve Reel Getiri Dengesi

Reel getiri arayışı yalnızca banka mevduatını ilgilendiren bir konu değildir.

Sermaye piyasalarındaki tüm araçlar enflasyon karşısında bir reel getiri testine tabi tutulur.

Hisse senetleri uzun vadede enflasyona karşı koruma sağlama potansiyeli taşıyan varlıklar arasında değerlendirilir.

Fiyatlama gücü yüksek şirketler maliyetlerindeki artışı ürün fiyatlarına yansıtarak cirolarını ve karlarını nominal olarak artırabilir.

Bu durum zamanla hisse fiyatlarına ve temettülere yansıyabilir.

Sabit kuponlu geleneksel tahviller ise enflasyon şoklarına karşı daha hassas bir yapıya sahiptir.

Tahvilin kupon faizi baştan sabitlendiği için enflasyon aniden yükseldiğinde kupon gelirlerinin satın alma gücü aşınabilir.

Enflasyona endeksli tahviller ise tam bu riski dengelemek için tasarlanmıştır ve anaparayı enflasyona göre günceller.

Kıymetli madenler ve emtialar da paranın alım gücünün gerilediği dönemlerde tasarruf sahiplerinin değerlendirdiği alternatif araçlar arasında yer alabilir.

Bu, sözlüğümüzde bulunan terimlerin sayısı
Bilmediğin terimi hemen ara!